Ana Sayfa
Ana Sayfa > Sektör Hakkında > Su Sektörüyle İlgili Sorular-Cevaplar

SU SEKTÖRÜYLE İLGİLİ SORULAR-CEVAPLAR

SUDER'in faaliyetleri ve amacı hakkında bilgi verir misiniz?

SUDER, ülkemizde ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren Doğal Kaynak Suyu ve Doğal Mineralli Su üreticilerini ve tedarikçilerini bir çatı altında toplayarak dernek üyeleri arasında iş birliğini sağlamak, sektörümüzün haklarını güvence altına almayı, halk sağlığını direkt ilgilendiren ambalajlı su sektörünün kamusal yararı ve sağlıklı su tüketimi konusunda gerekli eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerine öncülük etmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda toplumumuzda sağlıklı olan doğal kaynak suyu ve doğal mineralli su tüketimini artırmayı hedefleyen bir dernek. SUDER'in en temel görevi sektörümüzde faaliyet gösteren tüm üreticilerimizin ilgili mevzuat hükümlerine uygun biçimde sağlıklı üretim yapmalarını, tüketici sağlığına ve tüketici haklarına saygı göstermelerini ve rekabet kurallarına uymalarını sağlamak.

Başa Dön

Sektörün pazar büyüklüğü ve cirosu 2010'da ne oldu? 2011 beklentisi nedir?

2009 yılında Türkiye'de su pazarı hacmi 9 milyar litreye ulaşmış ve bu hacmin 6,25 milyar litresinin damacana satış kanalından, 2,75 milyar litresinin de %13'lük büyüme ile PET satış kanalından gelmektedir. Tonaj olarak damacana toplamının % 69' unu, diğer ambalajlı sular ise % 31' ini oluşturmuştur. 2009 yılında Sektördeki toplam ciro ise yaklaşık 3,1 milyar TL'ye ulaşmıştır.

2010 yılında da su sektöründeki büyümenin aynı ivmeyle devam ettiği görülmektedir. 2010 yılında Türkiye'de su pazarı hacmi yaklaşık 9,3 milyar litreye ulaşmış ve bu hacmin 6,25 milyar litresinin damacana satış kanalından, 3,05 milyar litresinin de %11'lik büyüme ile PET satış kanalından gelmiştir. Tonaj olarak damacana toplamının % 67' sini, diğer ambalajlı sular ise % 33' ünü oluşturmuştur. 2010 yılında Sektördeki toplam ciro yaklaşık 3,3 milyar TL’ye ulaşmıştır.

2011 yılında Türkiye'de su pazarı hacminin yaklaşık 9,8 milyar litreye ulaşması ve sektördeki toplam cironun yaklaşık 3,45 milyar TL’ye ulaşması beklenmektedir. Ambalajlı su sektöründe mevcut endüstriyel kapasite kullanım oranının %40 seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında, Türkiye’de ambalajlı su tüketiminin artması durumunda sektör mevcut kurulu kapasite ile bu ihtiyacı rahatlıkla karşılayabilecek durumdadır.

Başa Dön

Sektörünüzün gelişmesinde ya da gerilemesindeki en önemli etkenler neler?

Sektör sorunlarına baktığımızda, şişelenmiş (PET) ve Damacana pazarları diye su pazarını ikiye ayırdığımızda, PET su kısmında yani perakende kanalında çok büyük bir sıkıntı olduğunu söyleyemeyiz ama asıl sorun, su sektöründeki kayıt dışı üretim. Bu durum özellikle damacana sektöründe ön plana çıkıyor. Kaçak üretim haksız rekabete ve daha da önemlisi sağlıksız üretim nedeniyle tüketicilerin hijyenik olmayan ürünleri kullanmalarına neden olabiliyor ve halkımızın sağlığını negatif şekilde etkiliyor.

Ayrıca, su sektörünü diğer sektörlerle karşılaştırdığımızda kar marjının çok düşük olduğunu görüyoruz. Özellikle lojistik maliyetlerinin en önemli kalem olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin Anadolu'da uzak bir şehre yapılan gönderimde çoğu zaman taşıma maliyeti ürünün kendi maliyetini geçebiliyor. Ayrıca, kontrollerden kaçan faturasız satışlar da vergisiz ticareti beraberinde getiriyor. Diğer bir nokta ise, üretici firmaların satış uygulamalarının tüketiciye, yani raf fiyatlarına yansımaması ve yapılan satış/promosyon uygulamalarının "satış noktalarında" kalması. Yeni yönetmeliğin devreye girmesiyle daha sıkı kontrollerin yapılacağını ve haksız rekabetin giderek azalacağını öngörüyoruz.

Son bir nokta ise, kar marjının düşük olması nedeniyle diğer sektörlerde yapılan pazarlama desteğinin bu sektörde yeterince yapılamaması. Düşük kar marjı nedeniyle yıl boyunca devamlılığı olan bir iletişim kampanyası yapabilmek çok zor.

Türkiye'de yıllar bazında tüketim rakamları ise aşağıdaki gibidir;

2007 yılında 8,1 milyar lt
2008 yılında 8,7 milyar lt
2009 yılında 9,0 milyar lt
2010 yılında 9,3 milyar lt
2011 yılında 9,8 milyar lt (t)
(t) tahmini

Başa Dön

Halen ne kadarlık bir tüketimden, ne kadar büyüklüğe sahip bir su sektöründen bahsedebiliriz?

Türkiye'de 2009 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimi 38 lt PET, 88 lt damacana olmak üzere toplam 126 litre olarak gerçekleşmiştir. İtalya'da yıllık kişi başı tüketimin, 189 litre, Almanya’da 165, İspanya'da 123 litre olduğunu göz önüne aldığımızda, Kişi başı tüketim oranı 189 litre olan İtalya, 165 litre olan Almanya, 123 litre olan İspanya ve 120 litre olan Belçika gibi AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de ambalajlı su tüketiminin AB’deki tüketim seviyelerine yaklaşmaktadır. 2010 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimi 42 lt PET, 86 lt damacana olmak üzere toplam 128 litre olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimi 46 lt PET, 89 lt damacana olmak üzere toplam 135 litre olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

2010 yılında Türkiye'de su pazarı hacmi yaklaşık 9,3 milyar litreye ulaşmış ve bu hacmin 6,25 milyar litresinin damacana satış kanalından, 3,05 milyar litresinin de %11'lik büyüme ile PET satış kanalından gelmiştir. Tonaj olarak damacana toplamının % 67' sini, diğer ambalajlı sular ise % 33' ünü oluşturmuştur. 2010 yılında Sektördeki toplam ciro yaklaşık 3,3 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2011 yılında Türkiye'de su pazarı hacminin yaklaşık 9,8 milyar litreye ulaşması ve sektördeki toplam cironun yaklaşık 3,45 milyar TL’ye ulaşması beklenmektedir.

Ambalajlı su sektörünün pazar payı yıllık ne kadar? 2009, 2010 ve 2011 yılında ne kadar oldu?

Başa Dön

2009 yılında Türkiye'de su pazarı hacmi 9 milyar litreye ulaşmış ve bu hacmin 6,25 milyar litresinin damacana satış kanalından, 2,75 milyar litresinin de %13'lük büyüme ile PET satış kanalından gelmektedir. Tonaj olarak damacana toplamının % 69' unu, diğer ambalajlı sular ise % 31' ini oluşturmuştur. 2009 yılında Sektördeki toplam ciro ise yaklaşık 3,1 milyar TL'ye ulaşmıştır.

2010 yılında da su sektöründeki büyümenin aynı ivmeyle devam ettiği görülmektedir. 2010 yılında Türkiye'de su pazarı hacmi yaklaşık 9,3 milyar litreye ulaşmış ve bu hacmin 6,25 milyar litresinin damacana satış kanalından, 3,05 milyar litresinin de %11'lik büyüme ile PET satış kanalından gelmiştir. Tonaj olarak damacana toplamının % 67' sini, diğer ambalajlı sular ise % 33' ünü oluşturmuştur. 2010 yılında Sektördeki toplam ciro yaklaşık 3,3 milyar TL’ye ulaşmıştır.

2011 yılında Türkiye'de su pazarı hacminin yaklaşık 9,8 milyar litreye ulaşması ve sektördeki toplam cironun yaklaşık 3,45 milyar TL’ye ulaşması beklenmektedir.

Başa Dön

Ambalajlı su sektörünün son yıllarda bu kadar büyümesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ülkemizde Köyden Kente göç hareketlerinin devam etmesi Şehirlerin hızlı büyümesine,ve çeşitli çevre sorunlarına neden olmakta bu durum şehirlerin sürekli artan içme – kullanma su ihtiyaçlarının temin edildiği su havzalarının bozulmasına ve daralmasına neden olmakta bu havzalardan temin edilen sular yetersiz kalmaktadır.

Son yıllarda olumsuz etkileri daha belirginleşen küresel ısınma nedeniyle yaşanılan kuraklıklar şehirlerin içme-kullanma suyu ihtiyaçlarının yeterince karşılanmasını daha da güçleştirmekte, bu durum sağlıklı ve güvenli olan ambalajlı sulara olan talebi artırmaktadır.

Başa Dön

Ambalajlı su sektörünün geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz, öngörünüz nedir?

Dünyada ve ülkemizde çeşitli etkenlerden ( Nüfus artışı, Sanayileşme, Artan enerji ihtiyaçları nedeniyle fosil yakıt tüketiminin artması, Doğal afetler, Orman yangınları vs. ) kaynaklanan büyük çevre sorunları nedeniyle doğal denge bozulmakta, bu durum su kaynaklarını olumsuz etkilemektedir.

Son yıllarda yıkıcı etkileri daha fazla belirginleşen küresel ısınma olgusu nedeniyle yaşanılan kuraklıklar zaten artan çevre sorunlarından olumsuz etkilenen su kaynaklarının hızla azalmasına ve giderek yetersizliğine neden olmaktadır.
Tarifi yapılan bu ortamda gerek Dünyada gerekse ülkemizde İnsanların ihtiyaç duyduğu güvenilir ve sağlıklı olan ambalajlı sulara talep giderek artmaktadır. Önümüzdeki süreçte de artmaya devam edecektir.

Bu çerçevede Ambalajlı Su Sektörünün kısa,orta ve uzun dönemde büyümeye devam edeceğini öngörmekteyiz.

Türkiye'deki ambalajlı su tüketimini Avrupa ile kıyaslar mısınız?

Türkiye'de 2009 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimi 126 litre olarak gerçekleşmiştir. İtalya'da yıllık kişi başı tüketimin, 189 litre, Almanya’da 165, İspanya'da 123 litre olduğunu göz önüne aldığımızda, kişi başı tüketim oranı 189 litre olan İtalya, 165 litre olan Almanya, 123 litre olan İspanya ve 120 litre olan Belçika gibi AB ülkeleri ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de ambalajlı su tüketiminin AB’deki tüketim seviyelerine yaklaşmaktadır. 2010 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketimi 128 litre olarak gerçekleşmiştir. 2011 yılında yıllık kişi başına ortalama tüketiminin 135 litre olarak gerçekleşmesi beklenmektedir.

Sizce su sektörü AB standartlarına uyum sürecini başarıyla atlatabildi mi?

Başa Dön

8.10.1997 tarihli ve 23144 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “İçilebilir Nitelikteki Suların İstihsali, Ambalajlanması, Satışı ve Denetlenmesi Hakkında Yönetmelik” yürürlükten kalkarak 98/83/EC sayılı insani tüketim amaçlı sular hakkında direktif ile uyumlu olarak hazırlanan 17.02.2005 tarih ve 25730 sayılı "İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik” ve 01.12 2004 tarih ve 25657 sayılı "Doğal Mineralli Sular Hakkında Yönetmelik" yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Günümüz itibari ile Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı olarak faaliyet gösteren bütün Ambalajlı Su üreticileri, bu yönetmelikler kapsamında ruhsatlarının uyumlaştırma işlemlerini tamamlamıştır. Hâlihazırda ülkemizdeki Ambalajlı Su sektörünün AB Mevzuatıyla birebir uyumlu hale geldiğini belirtebiliriz. "

Başa Dön

Türkiye'nin su ihtiyacının ne kadarı karşılanıyor?

USIAD (Ulusal Sanayici ve İşadamları Derneği) 2006 raporuna göre, Dünya genelinde sağlıklı suya erişen nüfusun toplam nüfusa oranı %82'dir. Sanayileşmiş ülkelerde bu oran %99'a kadar çıkarken, gelişmekte olan ülkelerde %66 civarında seyretmektedir. Türkiye'de ise bu oran %93'tür. İçme suyu bakımından değerlendirildiğinde dünya nüfusunun yaklaşık %20'sine karşılık gelen 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan yoksun olup, 2,3 milyar kişi sağlıklı suya erişememektedir. 2050 yılı için öngörülen 9,3 milyarlık nüfusun %75'inin su kıtlığı ile karşı karşıya kalacağı beklenmektedir.

Türkiye bu kapsamda dünya çapında değerlendirilidiğinde su sıkıntısı çeken ülkeler grubunda yer almamaktadır ancak kentleşme, sanayileşme ve nüfus artışı neticesinde nicelik açısından tatlı su kaynaklarında azalma ile karşı karşıyadır. Su kaynakları bakımından zengin sayılan Türkiye, özellikle evlere dağıtım sırasında veya şişelenmiş su üretimi esnasında bilinçsiz üreticiler tarafından ihlal edilen koşullar neticesinde sağlıksız koşullarla karşılaşabilmektedir.

Türkiye kişi başına düşen 3690 m³ kullanılabilir su miktarı ile dünya sıralamasında ortalamada yer almaktadır. DİE tahminlerine göre 2030 yılına kadar ülke nüfusunun 100 milyona ulaşması durumunda, kişi başına düşecek teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir su miktarı 1000 m³' e düşecektir. Bu bakımdan özellikle içme suyu sektöründe bu potansiyelin geliştirilmesi hayati önem taşımaktadır.

Başa Dön

Su sektöründe üretim ağırlıklı olarak nerelerde yapılıyor?

Türkiye su kaynaklarının zenginliği bakımından dünyadaki sayılı ülkelerden biridir. Özellikle İzmit, Bursa, Adana ve Antalya gibi bölgeler başta olmak üzere Türkiye'nin hemen her bölgesinde farklı kaynaklar bulunmaktadır.

Başa Dön

Tüketicilerin su tüketiminde dikkat etmesi gereken hususlar nelerdir?

Su insan yaşamındaki en temel besin maddelerinin en başında gelmektedir ve insan sağlığını belirleyen en temel unsurlardan biridir.

Suyu diğer gıda maddelerinden ayıran en önemli özelliği, diğer gıda maddelerini tüketme öncesinde uygulanan arındırma işlemleri (Yıkama, Kabuğunu soyma, Pişirme vs.) uygulanmadan, geldiği haliyle tüketiliyor olmasıdır. Bu nedenden dolayıdır ki tüketime sunulduğu hali ile son derece hijyenik vasıflarda, sağlıklı, kaliteli ve güvenli olmalıdır.

Diğer alternatifleri (şebeke suları, arıtma cihazları ile elde edilen sular, kuyu ya da artezyen suları) ile karşılaştırıldığında; kaynağında doğal yapısı değiştirilmeden ambalajlanan, sürekli olarak Sağlık Bakanlığı denetiminde olan ve bünyesinde sağlığa yararlı çeşitli mineraller barındıran, son derece hijyenik koşullarda tüketime sunulan sular Ambalajlı Doğal Kaynak veya Ambalajlı Doğal Mineralli sulardır.

Bu nedenle sağlığımız açısından mutlaka Ambalajlı Suları tüketmeliyiz.

Tüketeceğimiz su markasını belirlerken de mutlaka bilinçli ve seçici olmalıyız. Seçeceğimiz su markasını belirlerken sadece fiyatının ucuz olmasına aldanmamalı, aşağıdaki hususlara özellikle dikkat etmeliyiz.

  • Taklit üretim olup olmadığına,
  • Suyun renksiz, kokusuz ve berrak olmasına,
  • Sağlık Bakanlığından ruhsatlı olarak üretildiğine,
  • Ambalajının iç ve dış yüzeylerinin temiz, bakımlı ve iyi görünümlü olmasına,
  • Ürünün kapağında kabartma logo ile marka ismi bulunmalıdır,
  • Kapak çevresinde marka adının yazılı olduğu ürün emniyet bandı bulunmalıdır,
  • Şişe kapağında suyun dolum ve son kullanma tarihleri ile üretim parti seri numarası bulunmalıdır.

Başa Dön

Taklit doldurulmuş damacana nasıl anlaşılır?

Damacana markası damacananın 4 ayrı yerinde yazılı olmalı ve 4 ayrı yerde yazılı olan markanın 4 tanesi de aynı olmalıdır.

  • Damacananın gövdesindeki etikette yazılı olan marka ismi
  • Damacananın gövdesinde kendinden kabartmalı harflerle yazılı olan marka ismi
  • Damacananın kapağında kedinden kabartmalı harflerle yazılı olan marka ismi
  • Damacananın emniyet bandında yazılı olan marka ismi

 

Yukarıda belirtilen 4 yerdeki marka isimleri aynı olmalıdır. Bunlardan 1 tanesi bile farklı isimde ya da isimsiz ise o damacananın taklit doldurulduğu kolayca anlaşılır.

Başa Dön

Su damacanalarının plastik yerine cam olması sağlık yönünden daha iyi olur mu?

Hayır. Çünkü Damacanalar dönüşümlü ambalajlardır. Her dolumdan önce tam otomasyon sistemlerle yıkanması ve Sterilizasyon işlemine tabi tutulması gerekmektedir. Yıkama işleminin ise işin tekniği açısından ve Sağlık Bakanlığı Yönetmeliğine uygun olarak min 55 C ve üstü bir ısıda gerçekleştirilmesi gerekmektedir.Cam ambalajı bu ısıda yıkamak teknik açıdan mümkün olamamaktadır. Çünkü Cam ambalaj bu ısıda çatlamakta ve kırılmaktadır. Ayrıca camın ağır oluşu lojistik açıdan büyük zorluklara neden olmaktadır. Bu nedenlerle Damacanada Cam kadar sağlıklı olan Polikarbonat Ambalajlar kullanılmaktadır.

Başa Dön